Mersin’de 1 Aralık HIV ve AIDS Dünya Farkındalık Günü’nde film gösterimi ve söyleşi düzenlendi.

Haber: Hakan Aksu
1 Aralık Genç İnisiyatifi bileşeni Muamma LGBTİ+ Derneği, Türk Tabipler Birliği (TTB) Mersin şubesinde düzenlediği etkinlikte film gösterimi ve söyleşi düzenledi. Film gösterimi olarak HIV/AIDS’in tarihsel boyutu ve aktivizmini anlatan The Normal Heart filmi izlendi. Film gösteriminin ardından Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Prf. Dr. Gülden Ersöz ile pozitif sohbetler gerçekleştirildi.
 

Geleceğe odaklanmak

Etkinlikte bir sunum yapan Ersöz HIV+ ile yaşayan bireylerin hayatını sürdürebilmesi için öncelikle önyargıların, damgalamaların olmaması gerektiğini vurgulayarak  “Bizim burada beklentimiz şu; gerçekten planlar yapılabilir mi yapılabilir. Kaliteli bir yaşam bunu etkin bir tedavi sayesinde, tedaviye bağlı kaldığı sürece ulaşılması mümkün” diye kaydetti.  Amsterdam’da yapılan Uluslararası HIV ve AIDS Kongresi’ni anlatan Ersöz, HIV ve AIDS aktivizminin önemine değinerek “Farklı çalışmalar sunuldu, biz genellikle kendi kongrelerimizde hep doktorlar konuşuyoruz ama konunun mağduru olan kişiler, konuyla ilgilenen toplum kuruluşları burada yer almıyor. Bu açıdan benim de ufkumu açan bir toplantı oldu” dedi.
 

"Daha fazla eğitim olmalı"


Türkiye’de yapılan bir çalışmada HIV+ tanısı konulmamış bireylerle birlikte pozitif sayısının daha fazla olabileceğini söyleyen Ersöz “Genç bir nüfusa sahibiz, son yıllarda da genç nüfus önemli bir yer tutuyor HIV+ içerisinde. Ama ne yazık ki bu genç nüfusa hitap eden yeterli bir eğitim yok. Ne cinsel sağlıkla ilgili,  ne de cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklarla ilgili ve yine kondom kullanımıyla ilgili eğitimler çok kısıtlı, kampanyalar kısıtlı, erişilebilirliği zor”  diye kaydetti.  Hacettepe Üniversitesi ile Başkent Üniversitesi’nin HIV ve AIDS’e dair toplumdaki bilgi düzeyini ve farkıdalığın ölçülmesi için yaptığı bir saha araştırmasına dikkat çeken Ersöz “ Kan yoluyla bulaşan diyenler var bulaşmaz diyenler var. Korunmasız cinsel ilişkiyle bulaşmıyacağını düşünenlerde çıkmış arada. Önemli olan el sıkma, sarılma, öpüşme bunlarla bulaşmamakta ama buna rağmen o yüzde seksen konuyu bilmesini beklediğimiz popülasyon dahil olmak üzere bulaşabiliceği düşüncesi hala var. Demek ki bizim biraz daha bu tür bilgilendirme toplantlarını artırmamız  gerekiyor.” Dedi.
 
Etkinlikte aynı zamanda HIV+ bireylere yönelik,  önyargıyla ilgili üç kişilik bir  uygulama yapılarak, sosyal çevreden nasıl destek alınabileceği  tartışıldı.

Türkiye’nin ilk trans hakları derneği olan Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, 30 Haziran 2006 tarihinde Ankara’da kurulmuştur. Dernek adını Alain Berliner’in yönettiği ve erkek bedeninde doğmuş bir kız çocuğun hikayesinin anlatıldığı Pembe Hayat (Ma vie en rose, 1997) adlı filmden almıştır.

BİZE YAZIN

İLETİŞİM BİLGİLERİ

0312 433 85 17

0312 433 85 18

0532 462 17 05

bilgi@pembehayat.org