HABERLER > ’Dayanışma Ezilenlerin İnceliğidir.’
13 Haziran 2017

’Dayanışma Ezilenlerin İnceliğidir.’

LGBTİ kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alarak, uluslararası bir sembolün patentinin kimsede olmaması gerektiğini düşünerek ve Pembe Hayat Derneği’nin ve Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamalar sonrasında LGBTİ kamuoyundan gelen geri bildirimleri dikkate alarak marka tescilinden vazgeçtiğimizi ve davadan çekileceğimizi kamuoyuna duyururuz.

 

  

 

 

Kamuoyuna duyuruyoruz,

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği olarak, Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği tarafından 24/10/2016 tarihinde, derneğimize yönelik ‘Marka Hükümsüzlüğü’ iddiası ile dava açıldığını üzülerek bildirmiştik.

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği söz konusu davada özetle; ‘Kırmızı Şemsiye’ isminin kendilerine ait bir kullanım olduğu, derneğimiz bünyesinde faaliyet yürüten Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’nin bu ismi kötü niyetli olarak kullandığı ve marka hakkı derneğimizde bulunan ‘Kırmızı Şemsiye’ ifadesinin ve logosunun iptal edilerek kendi adlarına tescil edilmesini talep etmiştir.

Derneğimiz 2013 yılında 2013/94483 sayı ile Türk Patent Enstitisü’nden Pembe Hayat, Kuirfest ve Kırmızı Şemsiye marka tescil belgelerini alarak yürüttüğü faaliyetlerin ve emeğin görünür kılınmasını amaçlarken aynı zamanda “Kırmızı Şemsiye” gibi uluslararası bir sembolü kimsenin tekeline almaması için marka tescilini yaptırdı. Ancak üzülerek ifade etmek gerekiyor ki; derneğimiz tarafından gerçekleştirilen bu işlem dernekler arası hırs ve kötü niyetli okumalara yol açmıştır.

2006 yılından bu yana trans öz örgütü olarak trans hakları için mücadele eden Pembe Hayat Derneği olarak seks işçisi translara yönelik çalışmalarımızla, trans seks işçilerinin maruz kaldığı işkence, kötü muamele ve ayrımcılığı görünür kılmaya çalıştık.

Seks işçisi transların sorununu görünür kılma mücadelemiz, seks işçiliği alanının Pembe Hayat’ın çalışma alanlarından birine dönüşmesini sağlarken; aynı zamanda 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü kapsamında 2008 yılında Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi’nin kurulmasını sağladı.

Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi ile Pembe Hayat olarak LGBTİ örgütlerin, aktivistlerin, sendikaların, insan hakları savunucularının ve feministlerle seks işçilerinin insan hakları ihlalleri ile nasıl birlikte mücadele edeceğimizi tartışmaya açtık.

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin derneğimizin her yıl düzenlediği 3 Mart Dünya Seks İşçileri günü etkinlikleri ile aynı tarihlerde, benzer isimli etkinlik düzenlemesi üzerine LGBTİ aktivistlerden ve LGBTİ örgütlerden gelen eleştirileri dikkate aldık. Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nden randevu alıp görüşme talebimizi dile getirip, aynı şehirde seks işçiliği alanında çalışan iki sivil toplum örgütü olarak birbirini gören bir yerden ilişkilenmeyi önemsediğimizi dile getirdik.

LGBTİ kamuoyundan gelen tepkileri dikkate alarak, uluslararası bir sembolün patentinin kimsede olmaması gerektiğini düşünerek ve Pembe Hayat Derneği’nin ve Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği’nin konuya ilişkin yaptığı açıklamalar sonrasında LGBTİ kamuoyundan gelen geri bildirimleri dikkate alarak marka tescilinden vazgeçtiğimizi ve davadan çekileceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Nefretin, şiddetin, önyargıların arttığı ve LGBTİ hak hareketinin görünmez kılınmaya çalışıldığı bu kritik dönemlerde özellikle yine sokaklarda ve kamusal alanda faaliyetlerimizi her türlü riskle sürdürmeye çalışırken, 24 saat sokakta, emniyette, hastanede translarla dayanışırken, örgüt olarak bu şekilde bir davaya ayıracağımız enerjiyi ve zamanı LGBTİ’lerin yaşadıkları sorunlarla mücadele etmeye ayıracağımızı LGBTİ kamuoyu ve sivil toplumla paylaşmaktan onur duyarız. 

Marka tescil tartışmasına yönelik ilgili derneğinin yaptığı açıklamanın son paragrafında yer alan ifade özgürlüğüne, demokratik eleştiri hakkına yönelik tehditkar tutumu da kabul etmediğimizi; mevcut iktidar tarafından düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğümüz bu kadar tehdit altında iken sivil toplum örgütleri olarak aynı dille birbirimizle ilişkilenmemiz gerektiğini, hak temelli bir LGBTİ mücadelesinin ancak böyle ilerleyebileceğini belirtmek isteriz.

Adaletin bir türlü tecelli etmediği saraylardansa, her gün dinamikleri farklılaşan bir ülkede, her gün değişen sorunlar ve yaşam tehditleriyle yüz yüze kalan translar için sokakta olmaya devam edeceğimizi beyan ederiz.