HABERLER > "Trans erkeksen ya da trans kadınsan heteroseksüel olmak zorundasın"
29 Mayıs 2017

"Trans erkeksen ya da trans kadınsan heteroseksüel olmak zorundasın"

Pembe Hayat’ın gerçekleştirdiği trans erkek kampında yapılan röportajlardan oluşacak kitabımız yakında sizlerle olacak

 

Pembe Hayat’ın geçtiğimiz yaz gerçekleştirdiği trans erkek kampında yapılan röportajlardan oluşan kitabımızda yer alacak röportajlardan ikincisi, Yağız Samet’le söyleşimiz kitaptan önce sizlerle buluşuyor.

 

Seni tanıyarak başlayalım.

 

Ben Yağız Samet . 24 yaşında bir trans erkeğim, İzmir’de, ailemle beraber yaşıyorum.  Şu an için sürecime Hacettepe Üniversitesi’nde devam ediyorum. Bir buçuk sene doldu sürecimde ve şu an raporumu almayı bekliyorum. Henüz mavi kimliği alamadığım için, herhangi bir işe gitmiyorum.

 

Sürecin nasıl ilerliyor? 

 

Benim sürecim biraz karmaşık ilerledi. Aslında ilk olarak Ege Üniversitesi’nde başlamıştım fakat ben başladıktan iki ay sonra sürecin Ege Üniversitesi’nde artık sonlandırıldığını söylediler. Orda tahlillerim yapılmıştı; ama süreci bitirdikleri için tabii gerisi gelmedi. Ardından Hacettepe’ye sevk aldım ama, sanırım bilinç düzeyi düşük bir doktora denk gelmemden dolayı kaynaklanan bir durum söz konusu oldu ve şuan bir buçuk yıl dolmasına rağmen hala raporumu alabilmiş değilim. Hatta o yüzden şuan üçüncü bir hastaneye geçmeyi düşünüyorum, İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi’ne; Ege Üniversitesi’ndeki süreç bitince 9 Eylül Üniversitesi süreci işletmeye başladı.

 

Eğitim hayatında karşılaştığın sıkıntılar oldu mu?

 

Baya sıkıntılı bir eğitim sürecim oldu, çünkü ben ilk başta Ege Üniversitesi’nde değildim. Aydın’da Adnan Menderes Üniversitesi’nde okuyordum ve maalesef "kızlar yurdunda" kalmak durumunda kalmıştım. Hem hayatım zehir olmuştu hem de çok eğlenceli geçti diyebileceğim birkaç yıl yaşadım. Çoğunlukla yaşadığım o üç yıl zehir oldu, çünkü oda arkadaşıma aşık olmuştum. Zaten daha sonra bunları kaldıramadım ve Ege Üniversitesi’ne geçiş yaptım. Yoksa, ben bir psikiyatrla görüşmüştüm o esnada, ama psikiyatra kendimi tam olarak açıklamamıştım sadece, oda arkadaşıma aşık oldum, dedim ve bana: "Eğer sen bu kızla aynı odada kalmaya devam edersen ve onunla eve çıkarsan üniversite hayatında sonun iyi olmaz." dedi açıkça. Ben de doğru söylediğini anladım ve Ege Üniversitesi’ne geçiş yaptım.

 

Üniversite birinci sınıfa kadar kendim gibi giyiniyordum. Babamın dolabından kıyafet çalardım, dayımdan amcamdan kalan erkek kıyafetlerini giyerdim üstüme, bol bol, dökümlü gezerdim. Çünkü onun bana verdiği huzur farklıydı, kendimi "ben" gibi hissediyordum, her ne kadar fiziğimle barışık olmasam da. Bir süre sonra da çevremden gelen şeylere dayanamadım. "Kız çocuğu böyle mi giyinir, şöyle mi davranır?" cümlelerin ardı kesilmemeye başlamıştı. Kendimi düzeltmeye çalıştım, yani düzeltilebilecekmiş bir şeymiş gibi görmeye başladım açıkçası bir zaman sonra. Çünkü suçu kendimde aramaya başladım. "Ben neyim? Ben ne yapıyorum? Düzelebilirim, aynaya bak, sen kadınsın ona göre davran, ne yapmaya çalışıyorsun?"

 

Ben kendimi baya yerin dibine soktum ve iki üç sene ona göre davranmaya çalıştım, çünkü üniversite hayatım boyunca gerçekten şüphe çekmekten, özellikle kızlar yurdunda kaldığım için, çeşitli ayrımcılıklara maruz kalmaktan ve kendimi, tırnak içinde söylüyorum, ucube gibi hissetmekten bıkmıştım ve ona göre davranmaya çalıştım. Ben öyle davranmaya çalıştıkça çukura battım. Özellikle son iki sene boyunca sürekli tansiyon problemleri yaşadım. Sağlık sorunlarım arttı, mide rahatsızlıkları gelişti, cilt rahatsızlığım var ve o da stresle artıyor. Ben kendi bedenimi zorladıkça bir süre sonra bedenim de bana  dedi ki, biraz daha zorlarsan tahtalı köye gideceksin, haberin olsun, yani zorlama artık sınırı, dedi. Zaten onun üzerine açılma sürecim gerçekleşti. O yüzden baya sıkıntılı bir okul süreci geçirmiştim, ki zaten mezun olmama ramak kala açıldım, çünkü bünyemin kaldırabileceği sınırı aşmıştım ve okul dönemim de öylece bitmiş oldu. 

 

Kampta herkesin hemfikir olduğu şeylerden biri sağlık alanı, "Bu kişi bir psikiyatr da olsa, bizim kimsenin onayına ihtiyacımız yok." deniyor. Peki bu konuda senin çözüm önerilerin var mı? 

 

Ben ilk olarak şunu düşünüyorum psikiyatr süreci bence gerekli, ama bir yılı aşmayacak şekilde. Bunun gerekliliğinin sebebi de kesinlikle bireyin transseksüel olduğunu kanıtlamak değil, ona danışmanlık vermek için olmalı. Gerçekten bir trans bireyin yaşadıklarını gerek acı tecrübeler olarak, gerekse tam tersi, onun verdiği duygu değişimleri olsun, yaşadığı duygu durum bozukluklarından tutun da ailesel baskılara, şiddetlere, tacizlere, tecavüzler olsun, bunlar adına danışmanlık vermek ve destek olmak çok önemli bence. Sürecin düzeltilmesi yani trans bireylerin maruz kaldığı, özellikle devlet tarafından maruz kaldığı kısırlaştırmadan tutun da, maddi manevi baskılara kadar her şeyin düzeltilmesi bence temelde şurada yatıyor; bir trans bireyin sürecinin hepsinin tek bir yere bağlı olması lazım. Örneğin,  İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde bu süreci yürüten hastaneler var, ama onlar da rapor veriyor ve seni mahkemeye sevk ediyor. Bunun böyle olmaması gerekiyor, tek bir merci olacak ve süreç mahkeme dava süreci dahil, psikiyatr süreci dahil aynı yerde işletilip aynı şekilde devam edecek. Ancak o şekilde sağlıklı bir süreç işletilebilir diye düşünüyorum. Ve baktığınızda aslında hem devletin hem de bizim masraflarımızda ve manevi olarak yıpranmalarımız ciddi oranda azalmış olacak. 

 

Senin için trans erkeklik ve trans erkek kavramları ne ifade ediyor?

 

Bana, "Sen nesin?" dedikleri zaman "Ben bir erkeğim." diyorum. Eğer başına transseksüel ya da trans kelimesini koyuyorsam, bunu hem aktivizm uğruna yaparım, hem görünürlük uğruna yaparım, hem de bir politika oluşturmak adına yaparım. Zaten bir kişi kendisini erkek olarak tanımlıyorsa herhangi bir bireyden farkı yok, yani bir insan olması bireyin başlı başına yeterli bir sebep. Fakat şöyle bir dayatma var günümüzde, trans erkeksen ya da trans kadınsan heteroseksüel olmak zorundasın. Yani sen bir trans geysen, bir trans lezbiyensen ya da bir trans biseksüelsen bunlar şu an Türkiye’de kabul edilebilir şeyler değil genel algıda. Yani biyolojik bir erkek ya da biyolojik bir kadın eşcinsel, biseksüel olabilir, ama sen olamazsın. Neden? Çünkü sen farklı bir erkeksin.

 

Aslında burada bir mevzu var, başka bir erkeklik mümkünden kastımız da odur zaten. Birisi bana sorduğunda ben derim ki evet ben heteroseksüelim; ama trans geyler de var, trans lezbiyenler, biseksüeller de var. Ama toplumda bu böyle algılanmıyor genelde ve trans bir erkek gey olduğunu söylediğinde, "Neden ameliyat oldun o zaman?" denebiliyor. Aslında baktığınızda insanlar biraz bilgilendirilmeye müsait olsa, trans erkek nedir; ne değildir algılamaya açık olsa, çok fazla anlatılacak şey var. Mesela ben durumumu babama anlattığımda bana, "Yani sen şimdi ya cinsiyet değiştireceksin ya da eşcinsel olarak mı kalacaksın?" diye sordu. Şimdi benim bir de babama o an ilk açılışımdı, çok da baskı kurmak istemedim. Baba dedim, o durum öyle değil. Şimdi ben sana birkaç kitap vereceğim ve "Benim Çocuğum" (Can Candan, 2013) filmini vereceğim, sen bunları bir oku, aç izle. Ondan sonra aradan belli bir süre geçti, "Baba ben göğüs operasyonu geçirmek istiyorum." dedim. "Biliyorum, haklısınız ilk geçirmek istediğiniz operasyon o oluyormuş." dedi.

 

Baktığınız zaman biraz araştırmayla önyargıların o kadar kolay yıkılabileceği bir potansiyeldeyiz; ama maalesef Türkiye’de insanların çoğu buna açık değil. Trans erkek bir erkektir, kendini erkek olarak tanımlıyorsan cinsel kimliğin erkekse erkeksindir. Cinsel kimliğini kadın olarak tanımlıyorsan kadınsındır. Bu aslında tamamen dayatmaların dışında bir şey olması lazım, yani devlet eliyle tutulan zorbalığın üstünde bir şey olması lazım; ama bunu algılayacak bir Türkiye henüz gelişmedi. 

 

Son olarak, sence transfobi ile mücadele için neler yapabiliriz? 

 

S: Ben biraz bilgilendirme açısından yetersiz kaldığımızı düşünüyorum. En basiti ben birine ben bir trans erkeğim dediğim zaman yüksek ihtimal ne dediğimi anlamayacak. Diyeceğim ki yani cinsiyet geçiş sürecindeyim. O, onu dediğim zaman %80 ihtimal anlar. Onu da anlamazsa direkt pat diye cinsiyet değiştiriyorum falan demem gerekiyor sanırım tırnak içinde söylüyorum yine. Bunu biraz aktarmak gerekiyor.

 

En basiti bireylerin şunu bilmesi gerekiyor, cinsel kimliğin ve cinsel yönelimin doğuştan gelen sonradan değiştirilebilen bir şey olmadığını bilmesi gerekiyor. Sonuçta cinsel kimlik dediğimiz olgu üç ile beş yaşları arasında oluşan ve kesinleşen bir şey. Cinsel yönelimde aynı şekilde, her ne kadar cinsel kimlik kadar aynı yaşta daha spesifik belirginleşmese de özellikle ergenlik dönemlerinde çoğunlukla tamamen anlaşılan bir olgu. Bunun sonradan oluşma ihtimalini göze alan yaklaşımlar var o bir gerçek. Kimisi diyor ki bu sosyal psikolojiyle alakalı kimisi diyor ki sosyal çevre psikoloji doğuştan ve bütün etkenlerin karmaşasının içinde olduğu bir şeyle alakalı olduğunu savunuyor. Tanımlamalara baktığımızda yani haddi hesabı yok. Bu bilgilendirmeyi yapabilirsek biraz aslında hani, bak kardeşim bu adam bir transseksüel bu kadın bir transseksüel, ama sen şimdi bunu düşünüyorsun ki o birey cinsiyet değiştiriyor. Baktıklarında şunu zannediyorlar, biz bunu ya tercih ediyoruz ya canımız sıkıldı, aaa canım sıkıldı cinsiyet değiştireyim havasında zannediyorlar, ya da bir heves ya bir özentilik ya da en basiti bir sapkınlık olarak adlediyorlar. Hiç kimse şunu düşünmüyor, ya şimdi kardeşim ben düşünüyorum da bu adam iki sene boyunca bir psikiyatrik sürece girecek dokuz on tane ameliyat geçirecek geçiren var çünkü biliyoruz onca işkenceyi çekecek mahkemesiyle ayrı uğraşacak doktoruyla ayrı uğraşacak ameliyatıyla ayrı uğraşacak, yani hani bir insanın gerçekten bunlarla uğraşabilmeyi göze alması… Kusura bakmayın da kim bunu tercih eder?


"Aaaa ameliyata gireceğim çok mutluyum". "Bugün de başka bir ameliyata gireyim" falan diyen görmedim ben hiç. Aslında ufacık bir empatiyle hallolmayacak bir trans fobi yenilmeyecek bir trans fobi yok. Kimsenin aklına gelmiyor, kardeşim bu adam göğüs operasyonu geçirecek rahim operasyonu geçirecek ya da bir trans kadın, ya bu kadın göğüs operasyonu geçirecek penis operasyonu geçirecek. E bir de bunun doktoru var, parası var, maddi manevi külfetleri, ya ben ölürdüm her halde falan der bir insan yani. Bunun bir seçim olamayacağını yansıtabilirsek aslında, trans fobinin %80’i bundan oluşuyor çünkü. Ya heves ya tercih ya özenti. Bu kafadan bir çıkabilirsek aslında yüksek ihtimalle &80’ini yeneriz diye düşünüyorum trans fobinin. 

 

*Trans Erkek Kampı ve bu söyleşi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı’nın finansal olarak desteklediği ve Pembe Hayat ile Kaos GL Dernekleri’nin birlikte yürüttüğü Ayrımcılığa Karşı Gökkuşağı Koalisyonu Projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir.