HABERLER > 3 Mart Pembe Hayat’ta Dolu Dolu Geçti
7 Mart 2017

3 Mart Pembe Hayat’ta Dolu Dolu Geçti

Her sene 3 Mart Dünya Seks İşçileri Günü kapsamında Pembe Hayat Kırmızı Şemsiye Seks İşçileri İnisiyatifi tarafından gerçekleştirilen etkinlikler bu yıl da 2-3-4 mart tarihlerinde düzenlendi.

 

2 Mart gününde ilk olarak “Şiddet Sarmalında Trans Kadınlar” konuşuldu. Pembe Hayat Derneğindeki toplantı, trans seks işçisi kadınlara uygulanan şiddetle mücadele ve trans seks işçisi kadınların barınma hakkı konuları üzerinden iki oturumda gerçekleşti.


Yenimahalle Belediyesi Kadın Sığınmaevi, İnsanca Yaşam ve Demokratik Toplum Derneği, OSİAD Kadın Danışma Merkezi, Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Çankaya Belediyesi Sığınmaevi, Kadın Çalışmaları Derneği ve Kaos GL’den katılım sağlandı.

 

Pembe Hayat Derneğinden Hande İmbat, transların günlük yaşamını çevreleyen fiziksel ve ekonomik şiddetin ortaya barınma sorununu çıkardığını ve mevcut politikaların, translar için barınma sorununu çözme konusunda yetersiz olduğunu ifade ederek toplantıyı başlattı.

 

Gani Met, transların barınma hakkı için yıllardır verilen mücadelede çok az yol kat ettiklerini hatırlattı. Trans gündeminin önceki yıllarda asıl sorununun hayatta kalmak ve öldürülmemek olduğunu, birçok transın nefret saldırılarında hayatını yitirdiği ve yaşlanamadığını, ancak bugüne dek sürdürülen mücadele ile yaratılan farkındalık sayesinde yaşlanabilen translar olduğunu, bu durumun da barınma ihtiyacında artışa sebep olduğunu ifade etti.

 

Transların barınma hakkı için verilen mücadelenin yalnızca translara bırakılmaması gerektiğini ifade eden Gani Met “madem bu masada oturacak kadar eşitiz o zaman bu sorun sizin de sorununuz, kadın örgütleri, transların barınma hakkı için daha fazla mücadele etmeli” dedi.


“Beraber olmanın gerekli olduğunu ne zaman öğreneceğiz?”

 

Demhat Aksoy, transların ve kadınların bir arada mücadelesinin önemine değindi. Sadece trans olduğu için öldürülmekle, sadece kadın olduğu için öldürülmek arasında bir fark olmadığını hatırlatan Aksoy;  kadın ve trans hareketinin hiçbir farkı olmadığını,  buna rağmen şiddetin neden sadece transların sorunu olduğuna yanıt aradı.

 

“Kadına yönelik şiddete karşı yazılan projelerde trans kadınlara yer verilmiyor!”

 

Doğukan Karahan, kadına yönelik şiddete karşı hazırlanan projelerde trans kadınların yer almadığını ifade etti. Trans ya da heteroseksüel olmayan kadının yaşadığı şiddetin de görünmez kılındığını ifade eden Doğukan Karahan, “LGBTİ kadınların uğradığı şiddete karşı hukuki yaptırımlar oluşturulana dek hazırlanan projelerle hükümeti değişime ikna etmek için çalışmak zorundayız” dedi.

 

Katılımcıların örgütlenmek ve bir araya gelmek için yeni önerilerinin değerlendirildiği toplantı da, transların tüm sorunlarının hayati ve acil olduğu, eril şiddetin cinsiyet kimliği ayırt etmeksizin herkesin sorunu olduğu da konuşuldu. 3 Mart Seks İşçileri Günü etkinlikleri kapsamında gerçekleşen bu toplantının devamının yapılması ve çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi kararı alındı.


3 MART – OHAL VE TRANS KADIN SEKS İŞÇİLERİ (AV. RIZA YALÇIN KOÇAK)

 

3 Mart Seks İşçileri Günü etkinlikleri kapsamında “OHAL’de Seks İşçiliği Forumu” düzenlendi. Forumda Av. Rıza Yalçın Koçak, OHAL döneminde seks işçisi trans kadınların hukuki süreçte, sokakta ve çalışma hayatında karşılaştığı zorlukları ve mücadeleyi anlattı.


OHAL seks işçilerinin çalışma hakkını dolaylı yollarla gasp ediyor

 

3 Mart günü düzenlenen forumda Avukat Rıza Yalçın Koçak, seks işçilerinin 15 Temmuz gecesi dahi sokakta çalışmak zorunda olduklarını anlatarak başladı konuşmasına. Koçak, “demokrasi nöbetleri” boyunca çalışma alanları sokaklar olan seks işçilerinin çalışamadığı, bunun da ciddi gelir kaybına yol açtığını, 15 Temmuz’dan bugüne dek seks işçileri için ciddi bir yoksullaşmanın yaşandığını da ekledi.

 

Avukat Koçak, 81 ilde süren “huzur operasyonu” sürecinin kafede, barda oturanların “KHK” marifetiyle huzursuz edildiği, suçlu hissettirildiği bir polis terörüne neden olduğunu, hal böyleyken durumun sokaklarda çalışan seks işçileri için zaten güvensiz olan hayatlarını daha da güvensiz yaşamalarına sebep olduğunu belirtti.

 

Seks işçileri özelinde, 15 Temmuz’dan bugüne gerçek bir polis terörü yaşandığını ifade eden Koçak, Ankara’da seks işçilerinin çalıştığı Köroğlu Caddesi, Kolej Caddesi gibi kamusal alanların gece boyunca kapandığı ve bu sürecin seks işçilerinin sokaklardan alıkoyulduğu bir dönem olduğunun altını çizdi. Trans seks işçilerinin her gün yaşadığı fiziksel şiddetin ve çalışamadıkları için de ekonomik şiddetin OHAL boyunca arttığını ifade eden Koçak sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürecin ne zaman biteceğini sorduğumuzda, ‘OHAL ne zaman biterse’ yanıtını alıyoruz, peki ama OHAL ne zaman bitecek.”

 


Polis hukuksuzluğu siyasilerden öğreniyor

 

Avukat Koçak, siyasilerin dahi hukuksuz davrandığı ve KHK’klarla ülkenin yönetilmeye çalıştığı bu dönemde kolluk kuvvetlerinin de hukuksuz uygulamalar için cesaretlendiğini ekledi. Sokakların esas sahibinin translar ve seks işçileri olduğunu, polislerin Kabahatler Kanunu kapsamında onların haklarını gasp edilmeye devam ettiği ve OHAL’in oluşturduğu güvensiz ortamda en büyük sorunu transların yaşadığının altını çizdi.


3 MART – OHAL’DE SEKS İŞÇİLİĞİ FORUMU

 

Pembe Hayat’tan Demhat’ın moderatörlüğünü üstlendiği toplantıda, ilk konuşmacı Gani Met, “OHAL’in ardından tanıdığım tüm suçlular cezaevlerinden çıkarıldı” diyerek konuşmasına başladı. OHAL ile birlikte siyasilerle dolan cezaevlerini boşaltmak için bazı suçluların salıverilmesinin kendileri için bir tehlike olduğunun altını çizen Gani Met ayrıca bu süreçte, daha önce kazanılan hakları kaybettiklerini hatırlattı.

 

 

Kazanılmış haklarımızı yitirdik

 

Gani Met sözlerine, “Polise karşı dilimiz değişti, eskiden haklarımız var diyorduk şimdi haklarımızı ifade anlatabileceğimiz bir süreçte değiliz, tamamen keyfi uygulamalar ve doğrudan polis şiddeti ile karşı karşıyayız” diyerek devam etti. OHAL ile birlikte seks işçilerine kapatılan sokaklar nedeniyle açlık sınırının altında yaşadıklarını ifade eden Gani Met, OHAL’den önce de mutsuz olduklarını ancak bu defa mutsuzluğu toplumun tüm kesimleriyle birlikte paylaştıklarını ekledi.

 

Birlik olmak zorundayız

 

 

Ankara’da pompalı tüfekle vurulan ve devam eden sağlık sorunlarının evden çıkmasına izin vermemesine rağmen konuşmacı olarak toplantıya katılan seks işçisi Aydan ise mücadelenin öneminden bahsetti. Pompalı tüfekle bacağından vurulan Aydan, hastane sürecinde trans olduğu için ayrımcılığa uğradığını ve yaşadığı nefret saldırısının toplumda ses getirmediğini anlattı.

 

 

Saldırının ardından, evini kapatmak zorunda kaldığını, bu süreçte çalışamadığı için hayatını LGBTİ aktivistlerinin yardımlarıyla sürdürdüğünü anlatan Aydan, “bizlerin ‘biz’ olarak mücadele etmekten başka şansı yok, bizim bizden başka dostumuz yok” diyerek trans seks işçisi arkadaşlarını bir arada mücadele etmeye, birlik olmaya çağırdı.

 

Bize sunulan; aç kalmak ya da hapis yatmak

 

Bir diğer konuşmacı Nazar, OHAL döneminde geçen 6763 sayılı torba yasa ile değişen TCK’nın 227. maddesinden bahsetti. Bu yasanın, kartlarla çalışan seks işçileri için, “fuhuşun reklamını yapmak” gerekçesiyle hapis cezası öngördüğünden bahseden Nazar, “sokaklarda çalışmak zaten tehlikeli, OHAL’de sokaklarda çalışmamız da zorlaştırıldı, müşteri bulabileceğimiz tek yer kart ve sosyal medya araçlarıyla reklam yapmak fakat ona da hapis cezası getirdiler. Bu uygulamalar ya ‘çalışma, açlıktan öl’ ya da ‘hapis yat’ demekten başka bir şey değil” diyerek süreci değerlendirdi.

 

Hiç bir hal bizi mücadelemizden vazgeçiremez

 

Son konuşmacı İzmir Siyah Pembe Üçgen Derneğinden Demet, OHAL sürecinin seks işçileri için yeni zorluklar getirdiğini ama özellikle trans seks işçileri için hiçbir zaman “normal hal” olmadığını ifade etti. “OHAL ile birlikte kapatılan dernekleri gördükçe, bizlerin evlerinin mühürlenmesi geliyor aklıma, bize her gün OHAL’di hala da öyle” diyerek konuşmasına devam eden Demet, “hiçbir özel hal seks işçilerinin ve trans kadınlarının mücadelesini, var oluşunu engelleyemez” dedi.

 

Toplantı seks işçilerinin birlik ve dayanışma mesajlarıyla sona erdi.

 

 

4 MART – ANKARA’DA YAŞAYAN SEKS İŞÇİLERİ İLE SOKAK ÖRGÜTLENMESİ


Pembe Hayat’ın her semtte çalışan trans kadınlarla birlikte oluşturduğu sokak örgütlenmelerinden semt temsilcilerinin katıldığı oturumda, her semtten farklı deneyimler aktarıldı.

 

 

İlk sözü alan İskitler’de çalışan Buket oldu. Buket İskitler’de çalışırken polislerin şiddetine maruz kaldıklarını ve sivil kişiler tarafından yapılan fiziksel saldırıların tümünde polisin olayları gördükleri halde müdahale etmediklerini aktardı. Kendisinin de yakın zamanda 8 kişi tarafından ateşsiz silahlarla saldırıya uğradığını, polis aracının önünde bunları yaşamasına rağmen polis tarafından müdahale edilmediğini aktardı. Aynı zamanda yaklaşık 14 yıl kadrolu sağlık personeli olarak çalıştığını fakat trans olduğu gerekçesi ile işten çıkarıldığını, bu durum siciline işlendiği için de başka bir kurum veya kuruluşta iş bulamadığını, ailesinden ayrılmak durumunda kaldığını, 4 yıl sokakta yattığını ve mecburen seks işçiliğine yöneldiğini anlattı. İşini geri istediğini belirten Buket, bunun için hala savaştığını ve sonuna kadar savaşacağını belirtti. 

 

Buket’in ardından sözü Köroğlu semtinden Çisem aldı. Çeteler ve Polisle mücadelesini sürekli devam ettiren ve adalet arayışından, şikayetlerinden asla vazgeçmeyerek translara örnek olan Çisem çalıştığı bölgede, kendi şikayetlerinden sonra bir süredir polis ve çeteler tarafından saldırı gerçekleşmediğini belirtti. 

 

 

Hoşdere’de yaklaşık 20 yıldır çalışan aynı zamanda hayvan hakları aktivisti olan Hüner; Dikmen çetesinin kuruluş döneminden bahsetti. Bu dönemde kendisinin de kaçırıldığını ve gasp edildiğini anlattı. Arabasına pompalı tüfeklerle saldırı yapıldığını ve yaklaşık 4 yıl geçmesine rağmen saldırganların bulunmadığını belirtti. 

 

 

En son söz alan Ankara’nın en eski translarından Görkem ise eski dönem ile şimdiki dönemin bir karşılaştırmasını yaparak, güncel dönemde translar arasındaki dayanışmanın eskisi gibi olmadığını, sevginin azaldığını, her şeyin birbirimizi sevmekle başlayacağını belirtti. 

 

Bütün konuşmacılar konuşmalarının sonunda, transların çetelerle ilişki kurmaktan özellikle kaçınmaları gerektiğinin altını çizdiler. Trans dayanışmasının önemini ve bu ilişkilenmelere özellikle çetelerin asla sokulmaması gerektiğini tekrar tekrar belirttiler. 

 

 

Son sözü alan Buse Kılıçkaya ise, bugüne dek çeşitli sorunlardan ötürü seks işçiliği yaptığını ailesinden sakladığını fakat bu panel aracılığı ile ailesine bunu duyurmak istediğini belirtti. Benim ailem işte burada, yan yana oturduğum insalardır diyerek konuşmasını tamamladı. 

 

Haber: Pembe Hayat - Kaos GL